The Dark Knight

Chritopher Nolan hiç kuşkusuz döneminin (kendisi 1970 Londra doğumlu) en önemli ve en başarılı yönetmen lerinden birisidir. Bunu bu kadar iddialı bir şekilde dile getirmemin sebeplerini ve kanıtlarını kısaca yazının başında dile getireceğim ve sanırım bu kanıtlardan yola çıkarak sizlerin de benimle aynı fikirleri paylaşacağınızdan eminim. Zaten farklı düşünen olursa onların fikirlerine de her zaman açığız ve bunu aşağıdaki yorum köşesinde yazmanız durumunda bir nevi forum yaratabilir ve karşılıklı olarak fikirlerimizi paylaşabiliriz. Tekrar işin beni ilgilendiren kısmına dönecek olursam yönetmenin ilk yönetmenlik denemesi olan Following (1998), siyah beyaz olarak çekilmiş ve yönetmenin eşinin dostunun başrol aldığı son derece bağımsız sayılabilecek bağımsız bir yapım. Keza çoğu ülkede vizyon şansı bulamamış ve ülkemizde İstanbul Bağımsız Film Festivalinde gösterim şansı yakalamıştır. Hemen ertesinde 1.AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali’nde sonradan kendisi gibi külte dönüşecek olan şaheser film Requiem For A Dream’den sonra bilet bulmanın en zor olduğu film olarak kulaktan kulağa yayılacaktı. Yönetmenin daha sonraki işleri referans olarak alınıp geri dönüp bu ilk filmini izlemek, yönetmenin parlak zekasına bir kez daha saygı duymak anlamı taşıyacaktır. Sayıca bir hayli küçük kesime ulaşabilen bu filmin ertesinde yönetmendeki ışığı gören yapımcıların da devreye girmesi ile bünyesinde Guy Pearce, Carrie-Ann Moss ve Joe Pantoliano gibi kalburüstü oyuncuları barındıran 2000 yapımı Memento vizyona girmiştir. Özellikle bir baştan bir sondan devam eden kurgusu ile baş kahramanımızın yaşadığı hafıza kaybını adeta seyircisine de yaşatan yönetmen Nolan bir anda hem seyirciler hem de eleştirmenler tarafından baş tacı edilmiştir. Her şeyin tek filmlik gelip geçici bir başarı olduğunu söyleyenlere en güzel cevap yine Insomnia ile 2002 yılının ilk yarısında Nolan’dan gelmiştir. Filmde polisiye bir hikayeyi uykusuzluk yaşayan bir dedektifin gözünden anlatan Nolan yine hepimizi ters köşeye yatırmıştı. Bu sefer oyuncu kadrosunda Al Pacino, Robin Williams ve Hilary Swank yer almaktaydı. Nolan filmografisi içerisinde bence vasat denebilecek film yer almamakla birlikte diğer filmlerini baz alırsak en az puan verebileceğimiz filmi Insomnia’dır. Ancak kendi döneminden herhangi bir yönetmenin bu filmi çektiğini varsayarak değerlendirme yapacak olursak Insomnia o yönetmenin en iyi filmi sayılabilir. Sadece bu bile kendisinin ne derece önemli bir yönetmen olduğunun en iyi kanıtıdır. Insomnia’dan sonra bir çizgi roman uyarlaması olan Batman Begins ile Tim Burton’ın çektiği ilk Batman’dan sonra bir çok devam filmi gelmesine rağmen en fanatik Batman okuyucusun bile nefret ettiği seriye canlılık getirmiştir. Batman rolünü Christian Bale’e vererek ve hikaye olarak kahramanın en temel korkularına, çocukluğuna, bugünlere gelişinde yaşadıklarına ve en önemlisi geçmişine ve ailesine odaklanan yönetmen müthiş bir iş çıkararak tüm Batman takipçilerinin beyazperde ile barışmasını sağlamıştır. Tim Burton’ın ilk filmindeki Gotham şehrine (dolayısıyla çizgi romandaki en yakın resmedilmeye) en yakın çevre tasarımını yaparak Gotham şehrinin sahip olduğu karanlık, gotik atmosfere (zaten Gotham adı gothic’den türemedir) yeniden sahip olmasını sağlamıştır. Bu filmden sonra haklı olarak tüm takipçileri, Batman için artık yeni bir seri başlayacağını ve çizgi romanın ruhuna uygun devam filmlerinin yolda olduğunu tahmin etmekte zorlanmadılar. Ancak Nolan yeni bir Batman projesinin hemen öncesinde Prestige’i (2006) çekerek yine kendisini kanıtlamakta bir sakınca görmedi. Başrollerinde Hugh Jackman, Christian Bale ve Michael Caine’nin oynadığı filmde sihir dünyasındaki iki rakibin yaşadıkları müthiş bir son ile anlatılıyordu. Bir çok sinemasevere göre 2006 yılının belki de en iyi filmi olan Prestige daha övgüleri kabul ederken yönetmen hemen ertesinde Batman serisinin devam filmi olan The Dark Knight için kolları sıvamıştı. Artık rüştünü fazlasıyla ispatlamış olan Nolan’ın Batman’ın devam filminde de yönetmen koltuğunda olması nedeniyle film için müthiş bir kadro oluşturuldu. Başrolde yine Batman’i canlandıracak olan Christian Bale dışında bir çok film için her birinin tek tek başrol oynayabileceği oyuncuları şöyle bir saymak gerekirse Michael Caine, Heath Ledger, Aaron Eckhart, Maggie Gyllenhaal, Gary Oldman, Morgan Freeman, Eric Roberts, Cillian Murphy’i sayabiliriz. Burada film ile ilgili en önemli ayrıntı, yıllar önce Jack Nicholson’ın canlandırmış olduğu Joker’i genç oyuncu (daha doğrusu genç yaşta kaybettiğimiz büyük yetenek desem çok daha doğru olacak sanırım) Heath Ledger’in nasıl canlandıracağına ilişkindi. Ancak setten gelen ilk resimlere ve görüntülere baktığımızda gayet güzel bir sonuç elde edildiği çok açık. Çoğu Batman severler için bu konu çok önemli olduğu için yapılan röportajlarda oyunculara en çok sorulan sorular da genelde Joker üzerine olmaktadır. Ancak bir röportajında usta oyuncu Michael Caine’nin genç oyuncu arkadaşı Heath Ledger’ın canlandırdığı Joker karakteri için sarf ettiği “sinemada gördüğüm en ürkütücü en müthiş performanslardan biri” sözünü baz alırsak gerçekten bu konuda kuşku duymanın yersiz olduğunu söylememiz çok da abes kaçmaz. Film için en büyük talihsizlik Joker rolünde izleyeceğimiz ve canlandırdığı karakterle sinema tarihine geçmesi muhtemel yetenek timsali genç oyuncu Heath Ledger’ın genç yaşta hayatını kaybetmesidir. Özellikle filmi sinemalarımızda izlerken hiç tanımadığımız birini kaybetmenin insanı ne kadar üzebileceğine bir kez daha şahit olacağız. Hatta bana kalırda aynı Crow filminin çekimleri sırasında hayatını kaybeden Brandon Lee gibi yarattığı müthiş karakterle hafızalarımıza kazınacak ve bu şekilde her izleyişte yaşamaya devam edecektir. Tüm bu anlatılanlara şahit olmak için son bilgilere göre Temmuz ayını beklemek durumundayız. Ancak bu kadar başarılı işler çıkaran bir yönetmenin ve bu kadar iyi oyuncunun arzı endam eylediği bir filmden boynu bükük ayrılacağımızı hiç düşünmüyorum. Yaz aylarının hatta son aylarda vizyonu çorak giden yılın en iyi filmlerinden birisi ile karşı karşıyayız.

RAGE

Film:The Dark Knight
Yönetmen: Christopher Nolan
Gösterim Tarihi: 21 Ağustos 2008 (Germany) / Diğer
Tür: Action | Crime | Thriller
Etiket: Why So Serious?
Süre: 152 dk.
Ödüller: 2 wins&3 nominations
Oyuncular: Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart, Michael Caine ...
Diğer: Ek Bilgiler

Etiket

Açıklama

MPAA: Rated PG-13 for intense sequences of violence and some menace.
Ülke: USA
Dil: English
Renk: Color (Technicolor)
Görüntü Oranı: 1.44 : 1
Ses Formatı: Sonics-DDP (IMAX version) | SDDS | DTS | Dolby Digital
Şirket: Warner Bros. Pictures
Sertifikalar: Ireland:15A | UK:12A | Australia:M | New Zealand:M | Norway:15 | Singapore:PG | South Korea:15 | Philippines:PG-13 (MTRCB) | Brazil:12 | Netherlands:16 | Malaysia:U | Argentina:13 | Iceland:12 | Canada:13+ (Quebec) | Peru:14 | Canada:14A (British Columbia/Ontario) | Sweden:15 | Canada:PG (Alberta/Manitoba) | USA:PG-13 (certificate #44427) | Portugal:M/12 | South Africa:13V (13V) | Denmark:15 | Hong Kong:IIB | Finland:K-13 | India:UA | Mexico:B | France:U | Italy:T | Switzerland:14 (canton of Geneva) | Switzerland:14 (canton of Vaud) | Germany:16
Imdb Etiketi:IMDBTag içerik desteğini, imdb.com sağlamaktadır.
Ses Formatı, Görüntü Oranı vs..
Sahneler: Bilgi yok

2 Responses to “The Dark Knight, Film Kritik”

  1. kornelyus Says:

    ikinci kez gittim izlemeye filmi… ilk olarak 35 mm de izlemiştim sonra arkadaşalr dedi imax de izleyelim diye. gittik istinye parktaki AFM imax salonlarına. süper yaaa kocaman bi perde ve gözün yetmiyo bütün perdeyi izlemeye :) ama her ayrıntı çok güzeldi. normal sinemada izlenmesi bence kayıp olur. bir de mutlaka imax salonlarında izleyin….. istanbulda istinye park afm de ankarada da ankamall daki afmlerde varmış sadece…

  2. sercan öztaş Says:

    Yaw ben bu film kadar saçma bişey görmedim madem batman uçuyor niye arabası ve motoru var bi düşünün ya

Leave a Reply