Terminator 4: Salvation, Kritik
Yayın Tarihi: Kasım 24, 2008
Kategori: En Yeni Filmler, Film Kritik, Sinema 2008
Yönetmen ve aynı zamanda senaryo yazarı olan James Cameron için, sinemada bilim kurgu üzerine yıllarca kafa yormuş ve bu alana olan ilgisini yazdığı ve yönettiği filmlerin elde ettiği başarılarla taçlandırmış olan bir yönetmen/yazar desek çok da abartmış sayılmayız. Keza 1984 yılında sinemaseverlere adeta armağan ettiği The Terminator filmi, gerek içeriği gerek konusu gerekse de özel efektleriyle zamanının çok ilerisinde bir yerde duran bir başyapıttı. Filmde şu anda halihazırda California valisi olan Arnold Schwarzenegger başrolde Conan The Barbarian filmindeki Conan rolünden sonra bir anda kendisini yıldız mertebesinde bulmuş oldu. Filmde kendisine Michael Biehn ve Linda Hamilton eşlik etmekteydi. James Cameron’un bilim kurgu merakı bu film sonrasında da devam etti. Sırasıyla Aliens, The Abyss, ilk filmin başarısından sonra kaçınılmaz olan devam filmi Terminator:The Judgement Day, yine başrolünde Arnold’un yer aldığı bir bilim kurgu olan True Lies, Solaris (Yapımcı), Strange Days (Yazar) gibi filmlerde çeşitli görevler üstlendi. Bunlar içerisinde kuşkusuz en çok ilgi çeken ve beklide hayatı boyunca yaşama geçirdiği en önemli projesi olan film kuşkusuz Terminator serisidir. İnsanlarla robotların karşı karşıya olduğu karanlık ve mücadele dolu bir gelecekten gönderilen robotların, geçmişte yaşananların gelecekti savaşa etki edecek yönlerini ortadan kaldırmak için insanlarla mücadele etmesi filmin ana konusunu oluşturmaktadır. İlk filmde, gelecekteki insan-makine savaşındaki mücadelede insanları komuta edecek olan kişinin (John Connor) dünyaya gelmesini önlemek için dünyaya makineler tarafından gönderilen Terminator, nam-ı diğer yok edici, John Connor’ın dünyaya gelmesini önlemek için annesini öldürmekle görevliydi (kimi sinemaseverler göre bu noktada mantık hataları yer almaktadır, keza makinelerin bu amaçla birini geçmişe göndermeseydi gelecekti potansiyel lider John Connor’ın anne ve babasının tanışmaları mümkün olmayacaktı. Makineler yaptıkları bu tercih ile bir anlamda J. Connor’ın dünyaya gelmesine sebep oldular. Bunu kadere ve makinelerin 0 ve 1’lerden oluşan düz mantıklı dünyalarına yorabiliriz). İkinci film olan Terminator:The Judgement Day’de ise John Connor’ın dünyaya gelmesini engelleyemeyen robotların yeni görevi bizzat John Connor’ın ortadan kaldırılmasıydı. Ancak bu sefer insanların cephesinde de bir karşı hamle vardı. Robotların dünyaya göndermiş olduğu yeni nesil T-1000 robot ile mücadele etmesi için direnişçiler, ilk filmde yer alan bir alt nesil robotu yeniden programlayıp geçmişe göndermişlerdir. Serinin ikinci filmi de en az ilk film kadar beğeni kazandı. Filmde, serinin kilit adamı durumunda olan (hikayenin üzerine kurulduğu) John Connor’ı canlandıran ve çevrildiği yıl itibariyle 14 yaşında olan Edward Furlong’un performansı izleyiciler tarafından çok beğenildi (genç yaşında bu kadar övgü alan bir performans sergilemesinin hemen ardından bir neo-nazi hikayesi olan American History X’de ana karakter Edward Norton’ın kardeşini başarıyla canlandırmıştı. Ancak ne olduysa oldu kendisini daha sonra kayda değer bir filmde ya da rolde görmek nasip olmadı). Serinin doğru bir hikaye ile (ki bana kalırsa genelde serilerin en önemli sorunu devam filmlerindeki hikaye sorunudur) iyi oyuncularla devam etmesi (özellikle Arnold Schwarzenegger ve Linda Hamilton’ın hikayenin devamında da yer almaları önemli) filmin başarısını bir adım öteye taşımıştır. Dünya genelinde sinemaseverlerin bir araya geldiği ve oylamaları sinema çevreleri tarafından dikkatle takip edilen imdb internet sitesinde gelmiş geçmiş en iyi 250 film arasında her iki filminde yer almasına rağmen, serinin ikinci filmi ilk filme göre çok daha üstlerde yer almaktadır. Serinin ikinci filmindeki dikkate değer unsurlara, filmde gelecekten robotların göndermiş olduğu yeni nesil robota (T-1000) can veren (bu tanımlama bir robot için ne kadar doğru bilemiyorum ama kullanma gereği hissettim) Robert Patrick’i de eklemeliyiz. Hiçbir insan bu kadar robot olamazdı. Serinin büyük başarı sağlayan bu devam filminde sonra serinin geleceğine ilişkin çok fazla söylentiler dolaştı. Bu arada filmin video-konsol oyunları yapıldı, seslendirmelerinde bizzat bazı oyuncularda destek alındı ve hikaye hep canlı tutulmuş oldu. Bu durum ta ki 2003 yılına kadar böyle sürdü. 2003 yılında yine başrolünde Arnold Schwarzenegger’in oynadığı ancak bu sefer yanında filmin temel taşları olan Edward Furlong ve Linda Hamilton’ın yer almadığı Terminator 3:Rise Of The Machines seyirci karşısına çıktı. Filmin hikayesinde Sarah Conner artık ölmüş John Connor’ı ise daha önce bol ödüllü film In The Bedroom’dan hatırlayabileceğiniz Nick Stahl canlandırıyordu. Yönetmen koltuğunu da James Cameron, daha önce en önemli işi U-571 olan Jonathan Mostow’a devretmişti. Serinin şimdilik vizyona giren son filmi, özellikle ilk iki filme göre oldukça zayıf kalmış ve hikayenin hayranları tarafından çok fazla şekilde eleştirilmişti. Film ile ilgili kayda değer bir diğer nokta, filmin yeni nesil robotu T-X’in bir kadın robot olmasıydı. Bunu isterseniz filmin zayıflıklarını kapatmak için başvurulmuş bir yöntem olarak düşünün isterseniz beyaz perdede kadın bir robotun daha iyi duracağı ve ilgi çekeceğini düşünün (ki robotların geçmişten ilk geldikleri hali düşünürseniz dediğim çok daha iyi anlaşılabilir) sonuç itibariyle kanımca filmin en başarılı tarafı olarak dikkat çekmektedir. T-X rolü için seçilen Kristanna Loken, 15 yaşında modelliğe başlayan ve daha önce sinemaseverlerin adını pek de duymadığı bir isimdir. Serinin ikinci filmindeki T-1000’i başarıyla canlandıran Robert Patrick’ten sonra işi çok zor olsa da gerek yüz hatları, gerek duruşu gerekse de hareketleriyle bir robotu başarıyla canlandırmıştır. Serinin en çok eleştiri alan üçüncü filminden sonra seri ile ilgili umutlar tükenmiş, serinin en can alıcı karakteri olan ve seriye ismini veren terminator karakterini tüm filmlerde canlandıran Arnold Schwarzenegger California valisi seçilmiş ve sinema defterini şimdilik kapatmıştı. Ancak her seri gibi Terminator serisini de bitirmek yapımcıların içine sinmediğinden olsa gerek serinin dördüncü filmi Terminator: Salvation önümüzdeki yılın ilk yarısında bizlerle birlikte olacak. Yapımcı ve yazar kadrosunda yine James Cameron’ın parmağını görmekteyiz. Filmde John Connor’ı günümüzün en yetenekli oyuncularından Christian Bale canlandıracak. Ona eşlik edecek önemli rollerde ise Sam Worthington, Bryce Dallas Howard, Helena Bonham Carter’ı izleyeceğiz. Oyunculuk açısından tatmin edici olan durumun aksine film ile ilgili en endişe edilen gelişme ise yönetmen koltuğunda oturan Joseph McGinty Nichol’ün olması. Keza önceki işlerine bakacak olursak Charlie’s Angels serisi sinema filmi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra şu sıralar Cnbc-e de yayınlanan Chuck TV dizisi ve TNT de yayınlanan Supernatural dizisi yönetmenin özgeçmişinde yer almakta. Her ne kadar izlemeden bu endişelerde ne kadar haklı ya da haksız olduğumuza karar vermek zor olsa da özellikle filmin hayranlarının en çok endişe duyduğu bu noktayı pas geçmemiz çok da doğru olmazdı. Konu itibariyle bakacak olursak; serinin bu dördüncü filminde, kıyamet günü sonrası 2018 yılında makinelerin kontrolü ele geçirdiği ve kalan bir grup insanın direnişine şahit olacağımız günlerdeyiz. John Connor, her zaman olduğu gibi insanoğlunun Skynet’e karşı girdiği bu savaşı kazanacağına olan güveni tamdır. Tüm olayların gerçekleşeceği kıyamet sonrası dünya atmosferi hiç kuşkusuz bu filmin en önemli kozu olacak. Ne de olsa ilk filmden beri önlenmek istene kıyamet günü nihayetinde yaşanmış ve onun sonrasında robotların hakim olduğu dünyayı görecek olmamız çok büyük önem taşıyor. Sadece bir iki T-600, T-800, T-1000 ya da gördüğümüz en gelişmiş olanı T-X’ten onlarca düşünün. Ne de olsa zaman onların zamanı. Uzun bir süredir bu tip distopya izleri taşıyan karanlık gelecek filmleri (burada zombi hikayeli olanları saymıyorum keza kanımca onlar başka bir janra ait) izlemediğimizi ve başrolünde Christian Bale gibi bir ismi (ne de olsa adamın parmağının olduğu her şey çok başarılı oluyor) barındırması nedeniyle gelecek filmin serinin yerden yere vurulan üçüncü filminden daha iyi olacağına kesin gözüyle bakıyorum. Belki de kim bilir Batman serisinin son filmi gibi Terminator serisinin en iyi filmi ile de karşı karşıya olabiliriz. Ne de olsa başrol yabancı değil. Sabırsızlıkla bekliyoruz.
| Film: | Terminator: Salvation |
| Yönetmen: | McG |
| Gösterim Tarihi: | 5 Haziran 2009 (Türkiye) / Diğer |
| Tür: | Action | Adventure | Sci-Fi | Thriller |
| Süre: | 130 dk. |
| Oyuncular: | Christian Bale, Sam Worthington, Moon Bloodgood, Common ... |
| Diğer: |
|
| Sahneler: | Bilgi yok |


del.icio.us
blinklist
digg
Facebook
Furl
ma.gnolia
Newsvine
Pownce
reddit
StumbleUpon
Technorati
Twitter

