Twilight, Film Kritik

Posted on: Ağustos 19, 2008
1 comment so far

Twilight

2005 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan ve Amerikan Kütüphaneler Birliği tarafından 2005 yılının en iyi kitabı ödülüne sahip, haftalarca best seller raflarından inmemiş Stephenie Meyer’in Twilight adlı fantastik bir aşk öyküsünü anlatan kitabından (bu kitabın New Moon ve Eclipse adlı devam romanları da mevcut) uyarlanan film önümüzdeki aylarda beyazperdelerimize konuk olacak. Filmde bir insan olan Isabella (Bela) Swan ve adlı bir genç kızla bir vampir olan Edward Cullen adlı bir gencin aşk hikayesi anlatılmaktadır. Filmin ana hikayesinde “Sonsuza kadar yaşayacak olursan ne için yaşarsın? sorusundan hareketle oldukça romantik ve bir o kadar da imkansızlık içeren bir aşk hikayesi, vampir teması ile birlikte harmanlanmış olarak karışımıza çıkıyor. Filmde asıl kızımızı daha önce Panic Room, Cold Creek Manor, Zathura ve Jumper gibi filmlerden hatırlayacağımız genç yıldız (1990 doğumlu) Kristen Stewart canlandırmakta. Ona eşlik eden vampir gencimize ise daha önce Harry Potter serisindeki Cedric rolü ile hatırlayacağımız Robert Pattinson hayat vermekte. Filmin yönetmeni ise daha önce çeşitli filmlerde hem yapımcılık hem de yönetmenliği denemiş bir isim olan Catherine Hardwicke. Kendisini 2003 yılında çevirdiği gençlik (ergenlik) eleştirisi Thirteen adlı filmden hatırlayabiliriz.

Read More

Punisher: War Zone, Film Kritik

Posted on: Ağustos 17, 2008
No comments yet

Punisher: War Zone

Frank Castle nam-ı diğer Punisher (cezalandırıcı) Marvel kahramanları içerisinde en karizmatik olanlardan birisidir. Özellikle üzerinde ölümü simgeleyen kurukafa amblemli kostümü ile suçlulara göz açtırmayan bir Vietnam kahramanıdır. Kendisi Birleşik Devletler donanmasında yüzbaşı görevi ile Vietnam’da özel birimlerde görev almış, yakın dövüş sanatlarında ve silah kullanmakta usta bir askerdir. Vietnam’daki görevini tamamladıktan hemen sonra ülkesine dönen Castle ailesi ile birlikte yaşamaya başlar. Bir gün New York Central Park’ta bir mafya hesaplaşmasına tesadüfen orda bulunarak tanık olan ailesi mafya üyeleri tarafından öldürülür. Bu çatışmadan sağ olarak kurtulmayı başaran Castle artık hayatını ailesini öldürenlerden ve onlar gibilerde intikam alan biri olarak sürdürmeye başlar. Özellikle Marvel karakterleri içerisinde cezalandırmak için en sert yöntemleri kullanan ve intikam hırsı nedeniyle suçlulara karşı fazla sert olan bir karakter olarak göze çarpmaktadır. Bu çizgi roman kahramanı ile ilgili ilk film 2004 yılında çekildi. Frank Castle rolünde Thomas Jane yer almaktaydı. Bu film çizgi roman severler tarafından hiç beğenilmedi.

Read More

Testere 5 (Saw 5), Film Kritik

Posted on: Ağustos 14, 2008
No comments yet

SAW

Her şey 2004 yılında kulaktan kulağa gezinen bir efsane ile başlamıştı. Yaklaşık 20 günde çok kısıtlı bir bütçe ile çekilen, prodüksiyon kısmı bir haftada bitirilen ve bir nevi yeni Blair Witch Project olarak adlandırılan Saw hakkında bir çok şey yazıldı çizildi. Filmin yönetmeni daha önce hiç adı duyulmamış Malezya asıllı bir Avustralyalı olan James Wan aynı zamanda filmin konusuna temel oluşturan hikayeyi de yazan kişi olarak karşımıza çıkacaktı (tam bu noktada bu müthiş senaryoyu yazan Leigh Whannell’ı da pas geçmeyelim, kendisi aynı zamanda filmdeki Adam rolünde kaşımızdaydı). Nitekim beklentiler boşa çıkmadı ve film vizyona girer girmez yüksek beklentileri haklı çıkarırcasına (bu beklentilerin oluşmasında filmin resmi internet sitesinin de çok büyük etkisi var, keza flash siteler içerisinde çok ayrı bir yerde duran bir site, kesinlikle ziyaret edilmeli ancak filmi izlemeyenler ziyaret etmeden önce mutlaka filmi izlemeli) müthiş bir başarı elde etti. Filmdeki Tobin Bell’in canlandırdığı Jigsaw karakteri sinema tarihine altın harflerle kazınan bir performansla bu başarıya en büyük katkılardan birini yapmıştır.

Read More

The Dark Knight, Film Kritik

Posted on: Mayıs 28, 2008
3 comments so far (is that a lot?)

The Dark Knight

Chritopher Nolan hiç kuşkusuz döneminin (kendisi 1970 Londra doğumlu) en önemli ve en başarılı yönetmen lerinden birisidir. Bunu bu kadar iddialı bir şekilde dile getirmemin sebeplerini ve kanıtlarını kısaca yazının başında dile getireceğim ve sanırım bu kanıtlardan yola çıkarak sizlerin de benimle aynı fikirleri paylaşacağınızdan eminim. Zaten farklı düşünen olursa onların fikirlerine de her zaman açığız ve bunu aşağıdaki yorum köşesinde yazmanız durumunda bir nevi forum yaratabilir ve karşılıklı olarak fikirlerimizi paylaşabiliriz. Tekrar işin beni ilgilendiren kısmına dönecek olursam yönetmenin ilk yönetmenlik denemesi olan Following (1998), siyah beyaz olarak çekilmiş ve yönetmenin eşinin dostunun başrol aldığı son derece bağımsız sayılabilecek bağımsız bir yapım. Keza çoğu ülkede vizyon şansı bulamamış ve ülkemizde İstanbul Bağımsız Film Festivalinde gösterim şansı yakalamıştır. Hemen ertesinde 1.AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali’nde sonradan kendisi gibi külte dönüşecek olan şaheser film Requiem For A Dream’den sonra bilet bulmanın en zor olduğu film olarak kulaktan kulağa yayılacaktı. Yönetmenin daha sonraki işleri referans olarak alınıp geri dönüp bu ilk filmini izlemek, yönetmenin parlak zekasına bir kez daha saygı duymak anlamı taşıyacaktır.

Read More

The Incredible Hulk, Film Kritik

Posted on: Mayıs 27, 2008
No comments yet

hulk 2

Tarih sayfaları 2003 yılını gösterdiğinde, daha önce benzeri örneklerinin sinemaya aktarılmasında görmeye pek alışık olmadığımız, ancak işlerine bakıldığında genel geçer sinema izleyicisinin ve özellikle de sinema eleştirmenlerinin çok beğendiği bir isim olan Ang Lee, yazımıza konu yeşil devimizi Marvel Comic sayfalarından beyaz perdeye uyarlayan isim olarak karşımıza çıkmıştır. Sinemaya uyarlayacak konu bulma konusunda zorluklar yaşayan Hollywood yapımcılarının, özellikle 2000’li yılların başı ile birlikte dünyada ekonomik buhran döneminin, dünya savaşlarının ve hemen arkasından yaşanan soğuk savaş döneminin bu gelişmelerden beslenerek altın çağını yaşayan çizgi karakterlere ve kahramanlara yönelmesi bir anda film endüstrisini hareketlendirmiştir. Hulk da bu kahramanlardan biri olarak yıllarca bazen kendi başına bazen ise yan kahraman olarak diğer süper kahramanlarla birlikte çizgi roman sayfalarında karşımıza çıkmıştır.

Read More

Shutter, Film Kritik

Posted on: Mayıs 26, 2008
No comments yet

shutter

Amerikan sinemasının, son yıllarda uzak doğu sinemasına duyduğu ilgi yadsınamaz bir gerçek olarak çoğu sinemasevere artık bıkkınlık verecek düzeye gelmiştir. Halka filmini bir milat olarak alırsak, yeniden çevrim furyasının genelde korku/gerilim türündeki örneklere öncelik verdiğini açıkça söyleyebiliriz. Söz konusu yeniden çevrimlerde en çok dikkati çeken unsur, batı toplumları açısından çok da üzerinde durulmayan ancak uzak doğu toplumlarında hayatın akışı üzerinde çok daha etkin bir rol üstlenen lanet kavramı ve insan bedenini terk eden ruhun huzura kavuşamaması gibi durumlardır. Uzak doğu sinemasında bu unsurlar genelde küçük kız, saç, su gibi nesneler ya da biçimler ile hayat bulmaktadır.

Read More

Doomsday, Film Kritik

Posted on: Nisan 14, 2008
Comments are off for this post

Doomsday

Son yıllarda İngiliz sinemasının korku türüne el atması ile birlikte birbirinden güzel korku/gerilim film örneklerini izlemeye alıştık sinemalarda. Bunda hiç kuşkusuz en büyük pay sahibi İngiliz yönetmen Neil Marshall’dan başkası değil. İlk filmi (ki aslında bu bir kısa filmdi) Combat (1999) daha çok bir komedi/dram türünde bir filmdi. Bir grup gencin birkaç içki içmek ve flört etmek için gittikleri barda hiçbir şeyin yolunda gitmemesi sonucunda barda yaşananları anlatan bu filmi yönetmenin emekleme dönemi olarak tanımlayabiliriz. Kendisini kanıtladığı film ise bir sonraki projesi olan Dog Soldiers (2002)’dı. Filmde bir tatbikat için ormana gönderilen bir grup askerin ormanda karşılaştıkları korkunç yaratıklar (kurt adamlar) nedeniyle bir çiftlik evine sığınmalarını ve burada başlarına gelen olaylar anlatılıyor. Filmde kurt adamlar için herhangi bir bilgisayar efekti kullanılmamış olması özellikle eski tarz korku filmi sevenleri bir hayli mutlu etmişti. Film, genelde İngiltere çapında yaygın gösterim imkanı bulmuş ve ülkemizde çok az sayıda gösterim şansı bulmuştu. Ancak DVD piyasasının ülkemizde de harekete geçmesi ve ülkemizdeki film distribütörü şirketlerin vakti zamanında vizyon şansı bulamayan filmleri DVD piyasasına sunması sonucu izlenme şansını yakalamıştır.

Read More

Fermat’s Room, Film Kritik

Posted on: Nisan 2, 2008
No comments yet

fermat s room

Vincenzo Natali, 1997 yılında farklı nitelikteki insanları tuzaklarla dolu bir küpün içine koyup oradan kurtulmaları için çözmeleri gereken ipuçlarını kendilerine vermesinin ardından tam 11 yıl geçti. İlk filmin beğenilmesinin hemen ardından devam filmleri de kaçınılmaz oldu. Devam filmlerinin hiçbirisi orjinalini geçememiş olsa da bu ay vizyona girecek olan Fermat’s Room (bu arada filmin orijinal adı Habitación de Fermat, La) gibi filmlere de konu olarak örnek teşkil etmiş olması açısından da önemli bir filmdi Cube. Fermat’s Room, birbirini tanımayan 4 matematikçinin gizemli biri tarafından büyük bir bulmacayı çözmeleri için gizemli bir mekana davet edilmelerini konu alıyor. Burada matematikçilere çözmeleri için çeşitli problemler sorulmakta ve soruları belirli bir zaman içerisinde bilememeleri halinde

Read More

Southland Tales, Film Kritik

Posted on: Mart 31, 2008
No comments yet

Southland Tales

2001 yılında Donnie Darko dünya çapında festivalleri dolaşmaya başladığında herkes merak içerisindeydi. Çünkü kulaktan dolma da olsa filmle ilgili söylentiler filmi adeta bir efsaneye dönüştürmüştü. Ülkemizde ilk kez IF İstanbul’da bağımsız filmler bölümünde Türk izleyicisiyle buluşmuş ve çıkışta tüm izleyicileri şaşkın ve bir o kadar da kendine hayran bırakmıştı. Film, zamanda yolculuk hikayesine çok farklı bir yorum katmış, sağlam diyalogları (özellikle şirinler ile ilgili olanlar sinema tarihine geçecek kadar iddialıdır) ve ilginç kurgusu ile kendisine has bir hayran kitlesi oluşturmuştu kendisine. Hatta çok kısa bir süre zarfında film ile ilgili düşünceler internet sitelerinde forumlarda paylaşılmış ve filmin şöhreti gitgide artmıştır. Filmin DVD’si uzun süre en çok beklenen DVD’ler sıralamasında en üstlerde yer almıştır. Bir bağımsız film için iyi denebilecek bir dünya hasılatı ve şöhretin sonucunda filmin yönetmeni olan Richard Kelly’nin diğer işleri de merakla beklenir olmuştu.

Read More

Vantage Point, Film Kritik

Posted on: Mart 26, 2008
No comments yet

Vantage Point

Pete Travis’e proje bazında bakacak olursak kariyerinin büyük bir kısmını küçük TV projeleri, dizileri ve filmleri için harcamış bir yönetmen ile karşılaşırız. Bu ay vizyona girecek olan Vantage Point yönetmenin ilk sinema filmi olarak vizyon yüzü görecek. Ancak ilk filmi olan bir yönetmen için, filminin kadrosunda Dennis Quaid, Matthew Fox (Tabii ki Lost dizisinden hatırlayacağınız Jack), Forest Whitaker, Sigourney Weaver, William Hurt ve Eduardo Noriega gibi kalburüstü oyunculara sahip olmak baştan bir şans ya da artı olarak değerlendirilebilir.

Read More

M.Ö–. 10.000 (10.000 BC), [Film Kritik]

Posted on: Mart 9, 2008
2 comments so far (is that a lot?)

10,000 B.C. , M.Ö–. 10000

M.Ö–. 10.000 (10.000 BC)

Roland Emmerich’i hep büyük prodüksiyonlar, yüksek bütçeli filmler ve bol hasılat ile tanıdık. 1992 yılında Universal Soldier ile Jean Claude Van Damme’i yıldız mertebesine yükseltmiş, 1994′de Kurt Russel’in yavaş yavaş kaybettiği popülaritesini kendisine yeniden kazandırmış, 1996′da Independence Day ile Will Smith ile dünyayı uzaylılardan kurtarmış (daha doğrusu Amerika önderliğinde olduğunu da eklememe gerek yok), 1998′de Godzilla’yı dünyanın diğer ucundan Amerika’ya transfer etmiş, 2000 yılında Patriot ile Mel Gibson’ı başrole soyundurarak Amerikan iç savaşını bir ailenin (ya da babanın da diyebiliriz) gözünden anlatmış, 2004′de ise buzulları eritecek bir küresel ısınma ile iklimleri alt üst etmiş bir yönetmenden bahsediyoruz. Bu kısacık hafıza tazeleme turu bile, yönetmenin sadece isminin hasılatı garanti etmeye yettiğini kanıtlamaya yetecektir.

Read More

Cengizhan, Mongol [Film Kritik]

Posted on: Mart 4, 2008
No comments yet

mongol,cengiz han

“Moğol” üçlemesinin ilk filmi olan CENGİZ HAN, genç Temuçin’in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu olan Cengiz Han unvanına sahip oluşunu safhalar halinde anlatmakta. Küçük ve fakir bir boy mensubu olan Timuçin daha küçük yaşlarda başından geçen olaylara rağmen göstermiş olduğu cesaret ve kararlılığı herkese örnek olmuş, toy bir gençlik döneminden hemen sonra bütün boyların başına geçmiştir.

Read More

Juno [Film Kritik]

Posted on: Mart 3, 2008
1 comment so far

juno

Minnesota’da yaşayan Juno (ellen Page) son derece zeki ve bir o kadar da sivri dilli bir kızdır.Juno’nun yaşıtları alışveriş merkezlerinde günleri geçirip sık sık alışveriş yapıp Facebook’ta arkadaş grubu oluştururken o kendi hayatıyla ilgili kararları kendisi vermektedir.İşte olayların başlamasına sebep bu kararlardan biridir.
Juno’nun Paulie Bleeker (Michael Cera) adında bir erkek arkadaşı vardır.Yine monoton bir günün rutin yemeğinden sonra Juno ani bir kararla erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girme kararı alır ve bunu da gerçekleştirir.Bu ani karar bir sürprizide beraberinde getirir.Juno küçük yaşına rağmen artık bir anne adayıdır.

Read More

In The Valley Of Elah, Elah Vadisinde [Film Kritik]

Posted on: Mart 3, 2008
No comments yet

In the Valley of Elah

Paul Haggis’in yönetmen koltuğuna oturup Crash filmi ile en iyi film Oscar’ını kazanalı bu sıralar yaklaşık 2 yıl oluyor. Film, birbiri içine geçmiş hikayeleri müthiş kurgusu ile harmanlayıp daha önce de örnekleri olmasına rağmen çok fazla beğeni kazanmıştı. Oscar heykelciğini eve götürdükten sonra Haggis, yoluna genelde yapımcılık ve yazarlık ile devam etti. Clint Eastwood’un yönettiği ve savaşı, savaşan iki taraf yönünden ele alan seri Letters From Iwo Jima ve Flags Of Our Father’s ve yine Eastwood’un Oscarlı filmi Million Dolar Baby’de yapımcı ve yazar kadrosunda yer aldı. Bu ay vizyona girecek filmi In The Valley Of Elah ile bir kez daha kendisini yönetmen koltuğunda izleme şansına erişeceğiz.

Read More

The Counterfeiters, Kalpazanlar [Film Kritik]

Posted on: Mart 2, 2008
No comments yet

Counterfeiters

The Counterfeiters (Kalpazanlar)

Stefan Ruzowitzky deyince çoğumuzun aklında sinema adına bir şey canlanmıyor olabilir. Bu yılın yabancı dilde en iyi film Oscar’ını kazanan filmin yönetmeni olarak adını duyurdu en çok. Yönetmenin önceki işlerinden en çok bilinenler olarak Anatomi 1’i ve bu filmin devamını içeren Anatomi 2’yi sayabiliriz. Anatomi serisi Alman korku gerilim sinemasına yeni bir soluk getirmiş ve kendisine dünya çapında vizyon şansı bulabilmiş ender Alman korku yapımlarındandır. Özellikle ilk filmde başrolde yer alan Franka Potente’yi dünya sinemasına armağan etmiş bir yapımdır. Yönetmeni, ilk kayda değer işi olan Anatomi 1’den sonra aynı filmin kötü bir devam filmi ile tekrar kamera arkasında gördük. Bu sefer ilk filmin oldukça gerisinde kalan bir devam filmi ile sevenlerini (buna sevenlerini yerine ilk filmini görüp umutlananlar da diyebiliriz) hayal kırıklığına uğratmıştı Ruzowitzky.Bu yıl ise bambaşka bir filmle karşılaştık.

Read More